Onursal(Ücretsiz) Üyelik

"Oy hakkı hariç asli üyenin tüm haklarına haizdir."

Akaryakıt Tüketicileri Derneği

ON AMAÇ

1 - AKARYAKITTA VERGİ YÜKÜ
AKARYAKIT ÜZERİNDEKİ AĞIR VERGİ DÜŞÜRÜLEREK FİYATI İNDİRİLMELİ

DÜŞEN PETROL FİYALARI NEDEN YANSIMIYOR?

Ham petrol fiyatları dünya genelinde üçte bire düşmüş iken ülkemizde bu düşüş akaryakıt satış fiyatlarına yansımıyor.

Yapılan hesaplamalara göre, benzin 1 KURUŞ UCUZ OLSA akaryakıt tüketicileri 300 MİLYON LİRA KAZANIYOR.

Beş kuruşu düşünün, 1,5 milyar lira.

Akaryakıt şirketlerinin ve bayilerin bir litre benzin satışında 46-47 kuruşları bulan ciddi bir kar marjı var.

Ocak/2016 ayında nihai satış fiyatı 4,25-TL olan benzin (95 oktan); üzerinde toplam %66,59 oranında yani 2,83-TL vergi (2,1765- ÖTV + 0,66 KDV) bulunmaktadır.

Ocak/2016 ayında nihai satış fiyatı 3,38-TL olan Motorin üzerinde toplam %62,43 oranında yani 2,11-TL vergi ( 1,5945 ÖTV + 0,52 KDV ) bulunmaktadır.

Dünya akaryakıt fiyatları düşse de ÖTV sabit olduğundan, fiyat düşüşleri tüketiciye yansımamaktadır.

Akaryakıt fiyatları içerisindeki vergi yükü açısından AB ülkeleri ile ülkemiz karşılaştırıldığında, benzindeki vergi yükü sıralamasında ülkemizin İngiltere, Hollanda, İsveç, İtalya, Belçika, Almanya, Yunanistan, Fransa, İrlanda ve Finlandiya’dan sonra on birinci sırada olduğu; benzer şekilde, motorindeki vergi yükü sıralamasında ise İngiltere, İtalya, İsveç, Fransa, Slovenya, Belçika, Hollanda, İrlanda ve Almanya’dan sonra onuncu sırada olduğu görülmektedir.

Ancak önümüzdeki ülkelerde fert başına milli gelir, ülkemizdeki fert başına gelirin üç katıdır. Dolayısıyla ev bütçesinde akaryakıt yükü ülkemizdeki yükün çok altındadır. Bu nedenle ülkemizde akaryakıt fiyatlarının aşağı çekilmesi gerekir.

Nitekim Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Maliye Bakanlığı görevinden ayrılmadan önce, Türkiye'de akaryakıt üzerindeki vergilerin yüksek olduğu, tüketicinin cebine destek olabilme açısından, vergi tabanının genişletilmesi kapsamında indirime gidileceğini açıklamıştır.

Zaten;

Yüksek vergiler sektörde kaçak akaryakıtı da teşvik etmektedir.

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, ülkemiz şartlarına göre, akaryakıt üzerindeki vergi yükünün fazla olduğu, düşürülmesi ve bunun tüketiciye fiyat olarak yansıması gerektiğine inanıyoruz.

Avrupa ülkelerinde fert başına düşen otomobil sayısı Türkiye’nin DÖRT katıdır.

Ülkemiz insanı otomobil hayal etse de akaryakıt fiyatı buna mani olmaktadır. Otomobil sahibi olan da kullanamamaktadır.

Çağdaş yaşam aracı olan otomobil ülkemiz insanının refahı için haktır.

2 - POMPACISIZ POMPALAR
AKARYAKIT İSTASYONLARININ BİR BÖLÜMÜNDE PERSONELİN HİZMET VERMEDİĞİ İNDİRİMLİ AKARYAKIT SATIŞI YAPAN AKARYAKIT POMPASI BULUNDURULMALI

Akaryakıt istasyonlarında personelin hizmet vermediği ve taşıt sahibince bizzat kullanılarak akaryakıt dolumu yapılacak olan pompa cihazı bulundurulmalı.

Bu pompalardan satılan akaryakıt üzerinde pompacı ücret maliyeti olmayacağından, bu pompadan doldurulan akaryakıt daha düşük fiyatla satılabilecektir.

Dolayısıyla akaryakıt tüketicilerine fiyat avantajı sağlanarak seçimlik hak verilecektir.

3 - AKARYAKIT İSTASYONLARINDA HİJYEN
HİJYEN ŞARTLARINA UYAN AKARYAKIT İSTASYONLARINA BAYRAK ÇEKİLMELİ

Üyelerimiz, doğal hijyen müfettişi olarak görev yapacaktır.

İş güvenliği mevzuatı gereği işçiler için Akaryakıt istasyonlarında hijyen kurallarına uyulması zorunluluğu getirilmiştir. Bu kurallara uymayanlar yasamızda öngörülen cezalara muhatap olmaktadır.

Ancak akaryakıt istasyonlarının esas kullanıcısı akaryakıt tüketicileridir.

Akaryakıt tüketicilerine yönelik mevzuatımızda bazı düzenlemeler bulunmakta ise de bunlar yeterli olmadığı gibi uygulanan cezalar da caydırıcı değildir.

Profesyonel bir hijyen eğitim ekibi ile istasyonlardaki personele eğitimler verilmeli, istasyonlarının tuvaletleri hijyenik bir ortama kavuşturulmalıdır.Ayrıca istasyonlar, yağ atıkları ile kirletilmiş olmamalı.

Engelli vatandaşların sorunları düşünülerek akaryakıt istasyonlarına engelli tuvaleti şartı ve standardı getirilmeli.

Bebeklerin tuvaletlerden mikrop kapmamaları için istasyonlara bebek bezi değişim yerleri bulunması zorunluluğu getirilmeli.

TSE, halka açık tuvaletler için belirlenen yeni standartlar, İçişleri Bakanlığı’nın başlattığı uygulamayla işyeri ve restoran tuvaletleri de dahil olmak üzere akaryakıt istasyonlarında da zorunlu kılındı.

TSE belgesine sahip olmak isteyen işletmeler, tuvaletin yapısal özellikleri, temizlik ve hijyen ile hizmet kalitesini en üst seviyede tutacak kuralları uygulayacak.

TSE standartların önemli başlıkları şöyle:

a. Üç sınıfa ayrılan tuvaletlerde, iki sınıf belirlendi.

b. Tuvaletlerde çalışanlara temizlik ve hijyen eğitimi verilecek, yapılan temizlik kontrol çizelgesi ile kayıt altına alınacak.

c. Müşteri memnuniyeti, şikayeti ve önerilerinin izlenebileceği bir sistem kurulacak.

d. Tuvaletleri kullananlara, kolonya yerine hijyen amaçlı dezenfektanlar sunulacak.

e. Alafranga kabinlere ağırlık verilecek.

f. Çok kabinli tuvaletlere çocuklar için pisuar ve lavabo yapılacak.

g. Tuvaletlere 15 veya 30 dakikada bir rutin temizlik, günlük ve haftalık detaylı temizlik yapılacak.

h. Tuvaletlerde hijyene uygun malzemeler kullanılacak.

Ancak bu kurallara uyulmamasının etkili yaptırımları yok.

Oysa bir toplumda en etkili denetim sivil toplum kuruluşlarınca yapılan denetimdir.

Bu nedenle hijyen kurallarına uyan akaryakıt istasyonlarının gökkuşağı bayrağı çekmesi ve bayrağı uzaktan gören akaryakıt tüketicisinin bu istasyona girmek istemesi en etkili denetim yolu olacaktır.

Hijyen kurallarına uymayan istasyonun bu bayrağı çekmesi yasaklanmalı, çekmesi halinde bu istasyon internet ortamında ilan edilmelidir.

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, akaryakıt istasyonlarının hijyen kurallarına uymaları konusunda oluşturacağı gönüllü ekiplere istasyonlarını açan ve hijyen kurallarına uyduğu gönüllü ekiplerimizle belirlenen akaryakıt istasyonlarına Derneğimiz bayrağını çekme izni verilecektir.

4 - MUAYENESİZ ARAÇ
MUAYENESİZ VE SİGORTASIZ TRAFİK CANAVARI TAŞITLAR HER AN KARŞIMIZA ÇIKABİLİR. BU ARAÇLARIN TRAFİĞE ÇIKMASI ENGELLENMELİ

Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi kayıtlarına göre, Motosiklet hariç, Türkiye’de zorunlu trafik sigortası yaptırmaksızın 1.461.404 araç yollarımızda “TRAFİK CANAVARI OLARAK” seyretmektedir.

Çünkü araç muayenesinde trafik sigortası şartı aranmaktadır. Bu itibarla sigortasız seyreden bu araçlar aynı zamanda fenni muayene de yaptırmamışlardır. Bu itibarla yollarda her an bu canavarlar karşımıza çıkabilir ve bizi ölümcül kazalarla karşı karşıya bırakmaktadır.

Nitekim kaza oranları da bu tezimizi doğruluyor.

Her 100 araçtan 50’si hasar alıyor.

İstanbul’da;

- her 100 taksiden 50’si,

- 100 minibüsten 24’ü,

- 100 otobüsten 26’sı,

- 100 kamyondan 12’si,

- 100 kamyonetten 22’si,

- 100 otomobilden 7’si kaza yapıyor.

Yollarımızda sigortasız ve fenni muayeneden geçmemiş bu trafik canavarlarının dağılımına ait istatistiki bilgiler şöyledir.

Aracın Cinsi Araç Sayısı (Adet) Sigortasızlık oranı(%) Sigortasız Araç Sayısı(Adet)
Otomobil 10.589.337 8,46 895.858
Minibüs 449.213 18,42 82.745
Otobüs 217.056 23,40 50.791
Kamyonet 3.255.299 12,45 405.285
Kamyon 804.319 20,03 161.105
Traktör 1.695.152 39,62 671.620
Motosiklet 2.938.364 62,04 1.882.961

TOPLAM ARAÇ SAYISI : 19.948.740

TOPLAM ARAÇ SAYISI(motosiklet hariç) : 17.010.376

TOPLAM SİGORTASIZ ARAÇ (motosiklet hariç) : 1.461.404

TOPLAM SİGORTASIZ ARAÇ ( motosiklet dâhil) : 3.284.365

Görüldüğü gibi, muayene ve zorunlu sigorta yaptırmadan yollarda seyreden taşıtlar arasında en yüksek oran, yolculukta canımızı emanet ettiğimiz Otobüsler ile kamyon gibi ağır vasıtalar ve çocuklarımızı okula götürüp getirmesi için emanet ettiğimiz minibüsler başı çekmektedir.

Oysa Sigortasız ve fenni muayene yaptırmamış taşıtların hangileri olduğu, muayene istasyonu ile Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi kayıtlarından görülebilmektedir.

Bu nedenle bu taşıtların karayollarımızda nasıl seyredebildiğini anlamakta Dernek olarak güçlük çekiyoruz.

Teknik bakımından yetersiz taşıtların yollarımızda seyretmesinin önüne geçilerek vatandaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması ve doğayı kirleten taşıt sürücüleri le mücadele etmek Derneğimiz amaçları arasında yer aldığından, Derneğimiz fenni muayene ve trafik sigortası yaptırmadan yollarımızda seyreden bu taşıtların takipçisi olacaktır.

5 - 10 NUMARA YAĞ SORUNU
10 NUMARA YAĞ SATIŞ FİYATI MOTORİN FİYATI İLE EŞİTLENMELİ

10 numara yağ sorunu 2007 yılından itibaren ülkemiz gündemine giren bir sorundur.

10 NUMARA YAĞ NEDİR?

Düşük kalitede madeni yağ olan 10 numara yağ, piyasada 20 litrelik teneke kutularda madeni yağ satıcılarından satın alınarak araçlarda mazot olarak kullanılmaktadır.

Doğaya ve insan sağlığına olan zararı korkunç olan 10 numara yağın alıcısı kendi isteği ile bunu aracında kullandığından bunu denetlemek zordur.

10 numara yağ, teknik özellikleri itibarı ile motorin ile karıştırılmaya uygundur. Hatta bazı araçlarda doğrudan yakıt yerine kullanılabilmektedir. Ancak fiyatı neredeyse motorinin yarısıdır.

Düşük oranda vergilendirilen madeni yağın akaryakıt olarak taşıtlarda kullanılması Devlete vergi kaybı yaratmaktadır.

Ancak en korkuncu, madeni yağların atık yağlardan da üretilmesi nedeniyle, bunu yakıt olarak kullanan araçlar insanımızı ve doğayı zehirlemektedir. ATD olayın daha çok bu yönüyle mücadele etmektedir.

Motorin pompa fiyatları 3,40 YTL/LT olduğu günümüzde 10 numara yağ piyasasının 1,7-1,9 YTL/LT civarında görülmektedir. Ancak 10 numara yağ ile motorin arasındaki fiyat farkı yüksek oranda motorin kullananlar için cazip olma durumunu korumaktadır.

Türkiye’nin yıllık tüketim ihtiyacının çok üzerinde 10 numara yağ kullanılması bu piyasanın hala canlı olduğunu, alınan bir dizi önlemlere rağmen sorunun çözülmediği görülmektedir.

Resmi rakamlar, madeni yağ, yerli üretim ve ithalat toplamının 800.000 ton olduğunu göstermektedir. Bu tutar giderek artmaktadır.

Türkiye’nin yılık baz yağ gerçek tüketim ihtiyacının ise 350.000 ton civarında olduğu bilinmektedir.

Bunların önemli bir kısmı 10 numara yağ olarak tekrar akaryakıt piyasasına girmektedir.

Türkiye’de yılda 200-250.000 ton atık yağ toplanması gerekirken tüm lisanslı ve resmi kayıtlara giren toplanan atık yağ miktarı 15- 20.000 ton seviyesindedir.

Bu atık yağlar çok ciddi bir şekilde takip altına alınmalıdır.

10 NUMARA YAĞ MEVZUATI

Resmi makamların, 10 numara yağ konusunda açıklamaları genelde şöyledir. “Petrol piyasası kanununu takip eden lisanslandırma, ulusal marker uygulaması, EPDK denetimleri ve yazar kasa uygulamaları motorin piyasasındaki kaçak ve kayıt dışı uygulamaların son yıllarda azalması yönünde olumlu bir etken olmuş, Devletin vergi kaybı önemli miktarda azalmıştır.”

Görüldüğü gibi resmi makamlar olaya bir vergi kaybı ve denetimi olarak bakmaktadır.

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, 10 numara konusuna, vergi yönüyle yani maddi yönüyle asla bakmamaktadır.

10 numara yağ sorununa, ATD, insanlığa ve doğaya karşı işlenen bir cinayet olarak bakmaktadır.

Ancak 10 numara yağı aracında akaryakıt olan kullananlar için tek sebep mazot ile 10 numara yağ arasındaki cazip fiyat farkıdır.

ATD, bu fark kapanmadıkça, kayıt dışı kullanımı önlemeye yönelik mevzuat düzenlemeleri ve denetimler ile bu cinayetlerin önüne geçilemeyeceğine inanmaktadır.

Fiyat eşitlendiğinde madeni yağı, başka ürün imalatında kullanmakta olan gerçek sanayicilerin olumsuz etkilenmemesi için bu gerçek sanayicilere ÖTV farkı iade edilerek olumsuz etkilenmeleri önlenmelidir.

Buna rağmen kayıt dışı 10 numara yağ akaryakıt olarak kullananları tespit için, denetimlerde akaryakıt istasyonundan alınan market katkılı akaryakıt fatura toplamı ile taşıtın faaliyette kullanıldığı süre karşılaştırılmalı.

ATIK YAĞLAR

10 numara yağ konusunda en önemli sorun, atık yağlardan yapılan ve kayıt altına alınamayan yağlardır.

Türkiye’nin hemen her yerinde atık madeni yağlar, Çevre ve orman Bakanlığı Kontrol Yönetmeliği çerçevesinde yüksek bedeller ödenerek yaygın bir şekilde toplanmaktadır. Ancak bunların kayıt altına alındığı söylenemez.

6 - TEK SİGORTA
TRAFİK SİGORTASI İLE KASKO SİGORTASI BİRLEŞTİRİLMELİ

Türkiye’de Kasko Sigortası Yaptırmış Araç Sayısı

Trafik sigortasında amaç, cana gelecek kaybı karşılamaktır.

Kasko sigortasının amacı ise mala gelecek zararı karşılamaktır.

SİGORTASIZ TAŞIT KULLANMANIN BEDELİ ÇOK AĞIR

Sigortanız yok, kaza yaptınız ve iki kişinin ölümüne neden oldunuz.

Bu durumda, mahkemeye gidilmektedir. Dava 3-4 yıl sürmektedir.

Ancak sigortasız sürücülerin vatandaşa vereceği zararlar için kurulmuş Güvence Hesabı (FON) , devreye giriyor ve ölen iki kişi için, yakınlarına en az 300 bin lira tazminat ödüyor.

Sonra da FON dönüp ödediği 300 bin lirayı hukuk yoluyla sigortasız sürücüden tahsil ediyor. Bu paradan kaçış yok, bir şekilde ödeyeceksiniz.

Trafikte bir kontrol sırasında eğer sigortanız yoksa yandınız. Trafik polisi 100 lira civarında bir ceza kesecek, ardında da aracınızı bağlayacak. Geri alabilmek için de önce sigorta yaptıracaksınız. Ancak kaza yapan sürücü sigorta primi yüksek olduğundan en yüksek primi ödeyeceksiniz.

TRAFİK SİGORTA PRİMLERİ ARTTI MI?

İki sene öncesine kadar trafik primlerinde devletin müdahalesi vardı.

2014 yılından itibaren şirketler primleri serbestçe belirlemeye başladı. Ne olduysa bundan sonra oldu ve sigortacılar, daha fazla sigorta satmak, daha çok pazar kapabilmek adına birbirleriyle kıyasıya rekabete girdi; fiyatları aşağı çekti.

Ancak fiyatların aşağı çekilmesi sigorta şirketlerini iflas noktasına getirdiğinden tekrar fiyat artışlarına gidildi.

Son 4 yılda ortalama trafik sigortası primi yüzde 54 arttı.

2015’in 9 ayında 4,3 milyar TL trafik primi toplandı, 4,9 milyar TL bedeni, 2,2 milyar TL maddi toplam 7 milyar TL tazminat ödendi.

Sigorta şirketleri trafikte aldıkları 100 lira prim karşısında 163 lira hasar ödüyor.

Çünkü her 100 araçtan 50’si hasar alıyor.

İstanbul’da her 100 taksiden 50’si, 100 minibüsten 24’ü, 100 otobüsten 26’sı, 100 kamyondan 12’si, 100 kamyonetten 22’si, 100 otomobilden 7’si kaza yapıyor.

Türkiye’de ortalama trafik sigortası primi 105 Euro civarında,

Sigorta primi Avrupa ülkelerinden, İsviçre’de 510, İtalya’da 439, Hollanda’da 309, Belçika’da 308, Yunanistan’da 252, Almanya’da 237, Hırvatistan’da 192, Polonya’da 106 Euro.

TİCARİ ARAÇ SAHİPLERİNİN LEHİNE YAPILAN SİGORTA DÜZENLEMESİ KAZA YAPMAYAN TAKSİCİLERİN ALEYHİNE SONUÇ DOĞURDU

Seçimler öncesi Türkiye Şoförler Otomobilciler Federasyonu ile Esnaf Sanatkârları Konfederasyonu’nun çabaları sonucu ile ticari araçların primlerine sınırlama getirildi.

Ancak taksilerin lehine olduğu düşünülen bu düzenleme, kurallara uyan bu nedenle kazasız araba kullanan taksici ile kural tanımayan bu nedenle sık sık kaza yapan kötü sürücü taksicilerin aynı tutarda sigorta primi ödemelerine yol açtı. Yani iyi sürücünün bir ayrıcalığı kalmadı.

Çünkü sigortacılar, hasarlı sürücüye çok, hasarsız sürücüye az fiyat uygularken; sınırlama nedeniyle ticari araçların trafik sigortasındaki primler eşitlendi ve hasarlı-hasarsız sürücü ayrımı kalktı.

Şimdiki uygulamada, hiç kaza yapmayan taksiciler, sık sık kaza yapan taksicilerin ödemeleri gereken yüksek primlerin önemli bir kısmını karşılamaktadır.

Yani, Türkiye Şoförler Otomobilciler Federasyonu ile Esnaf Sanatkârları Konfederasyonu, kural tanımayarak sık sık kaza yapan bu nedenle herkese maddi manevi zarar veren, 25 bin taksiciyi rahatlatmak için yapılmasında önemli katkıları olan düzenleme, 3 milyona yakın kurallara uyan iyi sürücü ticari araç sahibini mali yükünü artırdı. Önümüzdeki yıllarda bu yük daha da artacak.

2014 Eylül ayı sonu verilerini esas aldığımızda kasko sigortası verileri şöyledir.

-Ülkemizde trafiğe çıkan araçlarda kasko sigortası yaptırma oranı %26,6’dır.

Bu durumda kasko sigortası yaptırmama oranı %73,4’dür.

Sürücüler, zorunlu trafik sigortası yanında, maliyetlerin artması nedeniyle zorunlu olmayan kasko sigortası yaptırmaktan kaçınmaktadırlar.

Ancak sigortasızlık, kurallara uyan sürücü ile kural tanımayan trafik canavarını aynı kefeye koymaktadır. Bu durum kural tanımayan sürücüleri, kuralları çiğnemeye daha da teşvik etmektedir.

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ olarak bugün yaşanmakta olan garabeti ortadan kaldırmak için “zorunlu trafik sigortası” ile zorunlu olmayan “kasko sigortası ”nın birleştirilmesi ve zorunlu tek sigorta olmasını savunmaktayız.

Ancak ölümle sonuçlanan kazalarda ölüme neden olan sürücünün kusurlu oranı fazla ise ceza mevzuatımızda, bu kişiler için ayrıca manevi kayıpları karşılayacak düzeyde maddi tazminat hükümleri getirilmelidir.

7 - OTOGAZLI TAŞITLAR
FABRİKA ÇIKIŞLI GAZLI ARABALAR AVM OTOPARKINA GİREBİLMELİ

Büyük alışveriş merkezlerinde (AVM) yaygın uygulama, oto gazlı araçların AVM kapalı otoparkına girmeleri yasaktır.

Bu yasak kontrolü, AVM’nin girişinde aracın bagaj kapısının açılarak kontrol etmek şeklinde yapılmaktadır. Ancak bu kontrol zaman aldığından arkadaki araçların da beklemelerine dolayısıyla tepkisine yol açmaktadır.

Ayrıca yeterli kontrol yapılamaması nedeniyle oto gazlı araçların kapalı otoparka girdiği görülmektedir.

Oysa fabrika çıkışlı oto gazlı arabaların kapalı otoparka girmesi teknik olarak bir tehlike arz etmemektedir.

Bu itibarla, Oto gazlı araçların sadece fabrika çıkışlı olması, fabrikadan benzin ve mazotlu olarak çıkan bir aracın daha sonra mühendis raporu ile oto gazlı hale getirilmesi ve trafikte seyretmeleri yasaklanmalıdır.

Fabrika çıkışlı oto gazlı taşıtlara, fabrikada belirlenen bir yerine “oto gazlı” olduğunu belirten işaret veya bir fiziksel parça konulmalı.

Bu işaret AVM girişlerde kontrol amaçlı kullanılarak zaman kaybının önüne geçilebilir.

8 - YATLARIN ÖDEMEDİĞİ VERGİYİ BİZ ÖDEMEMELİYİZ

ÖTV’SİZ YAKIT SATIŞINA SON VERİLİRSE AKARYAKIT FİYATI UCUZLAR

KİMLER SIFIR ÖTV İLE YAKIT SATIN ALABİLİR?

1- ÖTV’si sıfıra indirilmiş deniz yakıtı satın alma hakkı;

Türk Uluslararası Gemi Siciline veya Milli Gemi Siciline ve Deniz Ticaret Odasına kayıtlı olan ve kabotaj hattında çalışan:

-Yük ve yolcu taşıyan gemiler,

-Balıkçı gemileri,

-Ticari yatlar

-Römorkör

-Algarina,

-Kablo ve kurtarma gemisi,

-Dalgıç aracı gibi deniz ulaştırmasının diğer hizmetlerinde kullanılan ve yolcu ya da yük gemisi olmayan ticari gemiler,

-Bilimsel araştırma gemileri,

2 - ÖTV’si sıfıra indirilmiş Jet yakıtı satın alma hakkı;

Uluslararası havacılık kuralları gereği, havacılık yakıtları Özel Tüketim Vergisi’nden (ÖTV) muaf. Yurtdışı uçuşlarda KDV de alınmamaktadır.

Yurt içi uçuşlarda ise Jet yakıtının fiyatı üzerinde sadece yüzde 18 KDV uygulanıyor.

Satılan benzin türleri için (95 oktan) ÖTV: 2,1765 TL/LT, KDV Oranı: %18,

Motorin Türleri için ÖTV: 1,5945 TL/LT, KDV Oranı:%18

Yurt içinde litre fiyatı 1.8 TL olan jet yakıtında, yurtdışı uçuşlarda KDV de alınmadığı için fiyat daha da ucuzluyor. Üzerinde litre başına 1.59 liralık ÖTV bulunan motorinin pompadaki satış fiyatı ise İstanbul’da 4.40 lirayı buluyor. Şirketler, TÜPRAŞ’tan jet yakıtı satın aldığında ÖTV ödemiyorlar.

ÖZEL YATLARIN ÖTV’Sİ AKARYAKIT TÜKETİCİLERİNE YÜKLENMEMELİ

Ülkemizde kullanılan özel yatların çoğunun işletmelere kayıtlı olduğunu herkes bilmektedir.

Görünürde işletme, gerçekte özel yatlara ve gemilere verilen ucuz akaryakıtın maliyetini, vergi gelirlerinden fedakârlık yaparak Devlet karşılamıyor.

Devlet, ucuz sattığı akaryakıttaki vergi kaybını, akaryakıt fiyatını artırmak suretiyle biz teşvikten yararlanamayan akaryakıt tüketicileri ödemektedir.

Yani ucuz akaryakıt alarak teşvikten yararlanan uçakların, özel yatların ve gemilerin sahiplerini kıt kaynaklarımızla biz akaryakıt üreticileri finanse ediyoruz.

“Yani vatandaşa yaklaşık 4,5 liraya mal olan akaryakıt, gemi ve uçak firma sahiplerine 1,7 liraya geliyor."

Denizciliğe destek amacıyla başlanan ÖTV'siz yakıt uygulaması kapsamında eylül/2014 itibariyle son 5 yılda verilen teşvik miktarı 2,4 milyar lirayı buldu.

ATD, Akaryakıt Tüketicileri Derneği, teşviklerin kaldırılarak akaryakıtın ucuzlamasını öneriyor

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, ucuz akaryakıt verilmesi şeklindeki teşvikin adaletsiz olduğunu ve sonuç olarak amacına da ulaşmadığından kaldırılması gerektiğini savunmaktadır.

Bu adaletsiz uygulamaya son verilmeli ve sağlanan teşvik kaldırılarak alınmayan ÖTV tutarı, akaryakıt fiyatlarına yansıtılarak ucuzlatılmalıdır.

Çünkü Akaryakıt tüketicileri olarak biz bu teşviki bugüne kadar finanse ettik. Ancak teşvik sonucu ne oldu?

-Toplu taşım bilet fiyatları mı ucuzladı?

-Balık fiyatlarında düşme mi oldu?

-Uçak bilet bedelinde indirim mi oldu?

Hayır, biz akaryakıt tüketicilerine yansıyan bir ucuzlama olmadığı gibi bu teşviklerden yararlananlar, aldıkları ucuz yakıtı piyasada cari fiyattan satarak biz akaryakıt tüketicilerinin sübvanse ettiği parayı da aldılar ve varlıklarına varlık kattılar.

9 - KANAL İSTANBUL
KANAL İSTANBUL YAPIMININ DEVREYE ALINARAK BOAĞAZIN KORUNMASI

“KANAL İSTANBUL PROJESİ” Hükümetin öncelikli projeleri arasında olup, ihale aşamasına geldiği yetkililerce ifade edilmektedir.

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, doğanın korunmasına Tüzüğünde esas amaçları arasında yer vermiş bir sivil toplum kuruluşudur.

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, Dünyanın incisi olan İstanbul Boğazı’nın petrol tankerlerinin yol açtığı her türlü facialardan korumak için “Kanal İstanbul Projesi ”nin doğru bir proje olduğuna inanmaktadır.

Bu nedenle bu projeye bir an önce başlanılmalı ve İstanbul Boğazı çevre tehlikesiyle karşılaşma tehlikesinden kurtarılmalıdır.

10 - PETROL ARAMA
TÜRKİYE, MİLLİ PETROL ŞİRKETLERİNİN PETROL ARAMASI İÇİN YETERLİ KAYNAK AYIRMALI

Türkiye’de Petrol Var mı?

Türkiye bir petrol ülkesi mi, değil mi? Komşularımızda bu kadar petrol varken, bir başka ifade ile Türkiye coğrafi olarak bir petrol denizinin ortasında yüzerken sadece bizde neden yok?

Türkiye’de petrol yok diyenlere inanmalı mıyız?

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, bunları söyleyenlere inanmıyor. Neden mi? Nedeni işte bu istatistikler.

Türkiye’de günlük 550-600 bin varil civarında petrol tüketiliyor. Yerli üretimimiz ise günlük 45-50 bin varil civarında.

Yani petrol ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 8’i yerli üretimden karşılanıyor. Geri kalan yüzde 92-93’lük bölümü ise ithal ediliyor.

2016 yılında, Türkiye Petrolleri ‘ne (TP) petrol ve doğalgaz aramalarıyla üretimi için;

- Yurt dışında 1 milyar 796 milyon,

- Yurt içinde ise 272 milyon dolar,

olmak üzere, toplamda 2 milyar 68 milyon dolar kaynak ayrıldı.

TP, hem yurt içinde hem de yurt dışında Türkiye'nin ham petrol ve doğalgaz arzına katkıda bulunmak amacıyla yatırımlar yapıyor.

Buna göre, geçen yıl yurt içi yatırımları için 424 milyon dolar kaynak ayrılan TP'nin bu yılki yurt içi yatırım bütçesi 272 milyon dolar düzeyinde kalacak.

Petrol sektörü uzmanları, daha fazla yerli üretim için özellikle Güneydoğu Anadolu ve denizlerdeki aramalara ağırlık verilmesi gerektiğini savunuyor.

Bugüne kadar denizlerin sadece yüzde 1’i arandı.

Güneydoğu Anadolu ve Trakya’da kaya gazı potansiyeli de var.

Ülkemizde Ruhsat İstatistikleri (1954 – 2013)

Toplam Arama Ruhsatı Başvurusu : 5.144

Verilen Toplam Arama Ruhsatı : 3.232

Yürürlükteki Arama Ruhsatı (2013) : 257

Ülkemizde Keşif İstatistikleri (1934 – 2013)

Toplam Ham Petrol Keşfi : 121 üretim sahasında 1276 ham petrol kuyusu,

Toplam Doğalgaz Keşfi : 55 üretim sahasında 231 doğalgaz kuyusu,

Türkiye'de Keşif İsabet Oranı : %32

Ruhsat alan ve arama yapan şirketlerin yüzde 77'sini yabancı yatırımcılar yüzde 33'ünü ise yerli yatırımcılar oluşturmuştur.

Arama kuyularındaki keşif isabet oranı yaklaşık yüzde 10’dur.

Petrol kuyularımızın ortalama üretim derinliği minimum 1500 metre ile 3000 metre arasındadır.

Görüleceği üzere bugüne kadar elde ettiğimiz sondaj ve üretim rakamları sahip olduğumuz petrol potansiyelinin varlığı hakkında henüz negatif veya pozitif yönde kesin bir fikir verebilecek nitelikte değildir.

Ayrıca petrol aramalarını bugüne kadar yabancı şirketler veya yapancı ortaklı yerli şirketler yapmıştır.

Yerli şirketimiz olan TP, petrol arama faaliyeti, tahsis edilen bütçe rakamları açıkça gösteriyor ki, bu bütçe ile petrol rezervlerini tespit imkânsız.

Yeni Petrol Kanunu petrol arama ve bulunan petrolün işletilmesi işlemlerini hayli kolaylaştırmış olmasına rağmen yabancı petrol şirketi ülkemize rağbet etmemektedir.

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, dört bir yanımızdaki ülkelerde var olan petrolün Türkiye’de de olduğuna inanıyor.

Ancak inanmak yetmez yeterli arama yapmak için bütçe tahsisi gerekir.

- 2016 YILI Bütçesinde;

- TP’ne petrol arama ve üretimi için ayrılan kaynak 272 milyon TL,

ATD AKARYAKIT TÜKETİCİLERİ DERNEĞİ, her yıl petrol arama faaliyetlerine yeterli bütçe ayrılması halinde, Ülkemizde var olan petrolün akaryakıt tüketicilerimizin emrine sunulabileceği ve bunun ülkemiz için kaçınılmaz olduğuna inanmaktadır.